Trabzon Gezilecek Yerler

20 hours ago written by

Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon Kafkasların ve İran transit yolunun başlangıcında yer alır. Karadenize kıyısı olan diğer ülkelerin limanlarıyla bağlantısı bulunmaktadır. Tarihi ve doğa güzellikleri ile dört mevsim gezip görülebilecek turizm şehridir.

1461 ‘de Fatih Sultan Mehmet tarafından alınan kentte Yavuz Sultan Selim Şehzadelik yapmış Kanuni Sultan Süleyman bu kentte doğmuştur.

Yıllık deniz suyu sıcaklığı ortalaması 16.1° olup, Ağustos ayında 27.5°C’ ye ulaşır. En düşük değer ise, Mart ayında 6.0°C dır. Senenin her ayı yağışlı olan Karadeniz rejiminin bariz özelliklerini taşır.

Trabzon genelinde gezmeniz gereken yerler ve mutlaka görmeniz gereken yerler aşağıdaki gibidir.

Sümela Manastırı

Trabzon’un simgelerinden olan Sümela Manastırı, 365-395 yılları arasında Maçka‘da yüksek bir tepede sert kayalıklar üzerine inşa edilmiş önemli bir yapıdır. Bugün müze olarak ziyaret edilebilen manastırda zaman zaman ayinler de yapılıyor.

Sümela Manastırı tarihi dokusuyla Trabzon’un en önemli yerlerinden biridir. Trabzon’un Maçka ilçesine ait Altındere köyünde bulunan yapı, bir dağın yamacına yapılmıştır. Yunanlılar ise Panagia adını vermiştir.

MS 365-395 yıllarında yapılan Sümela Manastırı, Anadolu’daki Kapadokya kiliseleri tarzındadır. Önce kilise amacıyla yapılmış ve manastıra dönüştürülmüştür. Ancak bu dönüşüm ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Rivayetlere göre İsa’nın öğrencilerinden olan Aziz Luka rüyasında, Meryem’i bebek İsa’nın kollarından tutar şekilde bu manastırın yapılacağı yerde görmüştür. Bundan sonra da Trabzon’a gelerek rüyada görülen yere kiliseyi yapılmıştır.

14. yüzyılda karakol olarak kullanılan manastır, Osmanlı devleti döneminde dahi olduğu şekilde bırakılmıştır.

18 Nisan 1916’da Rus işgali döneminde Pontus Devleti kurma hayalleriyle girilmişse de Trabzon’un fethiyle topraklarımızda kalmıştır. Kültür Bakanlığı tarafından kaderine terk edilen tarihi yapının bakımı ise son zamanlarda yapılmıştır.

Akçaabat

Trabzon’un bir başka şirin ilçesi de Akçaabat’tır. Rum İmparatorluğu’ndan sonra Osmanlı hakimiyetine geçen hatta I. Dünya Savaşı’nda Rus işgaline uğrayan Akçaabat’a gitmişken, Sera gölüne de mutlaka uğrayın.

Ayasofya Müzesi

Trabzon’daki önemli kiliselerden biri de Ayasofya Müzesi’dir. 1250-1260 yılları arasında yapılan kilise, yüksek kubbesiyle dikkat çeker ve günümüzde müze olarak ziyaret edilebilmektedir.

1.Dünya Savaşı yıllarında sırasıyla depo, hastane daha sonraları yine cami olarak kullanılmıştır. 1958-1962 yılları arasın da Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Edinburg Üniversitesinin işbirliği ile restore edilerek 1964 yılından sonra müze olarak ziyarete açılmıştır.

Geç Bizans kiliselerinin güzel bir örneği olan yapı, kare-haç planlıdır ve yüksek bir merkezi kubbeye sahiptir. Nartex denilen giriş holüne sahip olan bina üç neflidir. Neflerden ortadaki beş köşeli, yanlardakiler ise yuvarlak bir apsisle son bulmaktadır. Nartex’in üzerinde şapel vardır. Yapının kuzey, batı ve güneyinde üç revaklı giriş bulunmaktadır.

Kubbe ve kasnağı oniki köşelidir. Kubbe mono blok dört mermer sütun, kemerler ve pandantiflerle taşınmaktadır. Yapı ana kubbenin etrafında değişik tonozlarla örtülmüş,  çatı farklı yükseklikler verilerek kiremitle kaplanmıştır.

Üstün bir işçiliğin görüldüğü taş plastiklerde Hıristiyan sanatının yanı sıra Selçuklu Dönemi İslam sanatının da etkileri görülmektedir. Kuzey ve batıdaki revak cephelerinde görülen geometrik geçmeli bezemeleri içeren madalyonlarla, batı cephesinde görülen mukarnaslı nişler Selçuklu taş işlemelerindeki özellikleri taşımaktadır. Binanın en görkemli cephesi güneyidir. Burada Adem’le Havva’nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmıştır.

Güney cephedeki kemerin kilit taşı üzerinde Trabzon’da 257 yıl hüküm süren Komnenosların sembolü olan tek başlı kartal motifi bulunmaktadır. Benzer bir kartal tasviri ana apsisin dışında doğu tarafta yer alır. Bu cephede, kentavr grifon gibi karışık varlıklar, güvercinler, merkezlerinde yıldız ve hilal bulunan kare panolar, içleri bitkisel motifli madalyonlar yer almaktadır.

Yapının ana kubbesinin altına rastlayan kısmında opus-sectile tarzında çok renkli mermerden yapılmış bir yer mozaiği bulunmaktadır.

Ayasofya’nın süslemelerinin önemli bölümünü meydana getiren fresklerde İncil’den alınmış konular canlandırılmıştır. Kubbede ana tasvir Hz. İsa’nın tanrısal yönünü aksettiren Pantacrator İsa’dır. Bunun altında bir kitabe kuşağı, daha altta ise melekler frizi bulunur. Pencere aralarında on iki havari tasvir edilmiştir.

Pandantiflerde değişik kompozisyonlar yer almaktadır. İsa’nın doğumu, vaftizi, çarmıha gerilişi, kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiştir. Binanın arka kemerleri üzerindeki dairesel madalyonlarda portrelere yer verilmiştir. Yapının tonozlarında da  İncil’ den alınmış dini sahneler canlandırılmıştır.

Çal Mağarası

Dünyanın en uzun ikinci mağarası olarak da kabul edilen mağaranın içinden küçük bir dere akmakta olup, mağaranın üzerinde tarihi bir kale bulunmaktadır.Mağaranın Yeri Çal Mağarası Trabzon İli Düzköy İlçesi’nin 5km. güneybatısında  denizden1050m. Yüksekte Çal köy Beldesi içerisinde yer almaktadır. Mağara girişi, Çal köy’ünden Çayırbağı Beldesi’ne giden stabilize yolun 1.km’sinden Kulaklık deresi üzerinde bulunmaktadır. Mağaranın Şekli Çal Mağarası bir yer altı  su kanalıdır. Mağaranın girişi, geniş olmakla birlikte içerisindeki genişlik sürekli değişmektedir. Tavan yükseklikleri kırık sistemlerine bağlı olarak büyük değişkenlik göstermektedir. Girişten sonra 200.m.’de iki kola ayrılmaktadır. Sola ayrılan kol yaklaşık 150 m. Uzunluktadır. Bu kolun sonundaki odada dolinden gelen suyun aktığı bir baca vardır.  Sağ kolun ulaşılabilen kısmı yaklaşık 400 m.’dir. Bu kolun yaklaşık 60.m.sinde küçük bir göl ve çağlayan yer almaktadır.

Uzungöl

Bir yayla köyü olan Uzungöl, yerli yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Bölgenin temel geçim kaynağı turizmdir.

Uzungöl‘den tarihte ilk defa Saraho adıyla bahsedilmiştir (Rumca).

Uzungöl’ün uzunluğu 1 km’dir, eni ise 500 metre’dir. Gölün derinliği yer yer 10 metreyi aşmaktadır. Yaz aylarında gölün suyu deniz suyuna oranla daha soğuktur. Yüzme imkanı bulunan gölde ayrıca balıkçılık gibi faaliyetlerde yapılmaktadır. Genelde yaz aylarında turistleri ağırlayan göl son zamanlarda kış aylarında da turistleri ağırlamaktadır. Bölgede yeteri sayıda konaklama yerleri ve eğlence mekanları bulunur.

Hava şartları elverdiği sürece her yıl ağustos ayında 3 ya da 4 günlük şenlikler düzenlenmektedir.

Bölgede yapabileceğiniz aktiviteler ise Yamaç paraşütü, ATV turu, doğa yürüyüşüHalikopterli kayak (heliski).

Maçka

Geçmişi çok eski yıllara dayanan Maçka, bu süreçte Pers, Bizans, Osmanlı ve Türk uygarlıklarının beşiği olmuştur.

1461 yılında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed Han, Maçka İlçesini feth ederek Osmanlı topraklarının içine katmıştır.

Bölgede tarihi yerler olarak Sümela manastırı ve Vazelon Manastırı gösterilebilir.

Vazelon Manastırı

Maçka‘ya 8 kilometre uzaklıkta Gümüşhane karayolu üzerinde çam ormanları arasında yer almaktadır. Manastırın ilk kurucusu ve yapım tarihi bilinmemektedir. Bununla birlikte bazı araştırmacılar MS 270 ve MS 317 tarihleri arasında kurulduğunu belirtiyorlar. Günümüze oldukça büyük değişiklerle gelebilen manastırı, imparotor Justinianus onartmıştır.

Bugünkü görünümünde manastırın sağır duvarlı birinci katına batısına merdivenle çıkılmakta ve buradan da küçük bir hole ulaşılmaktadır.

Bu girişin iki yanındaki koridorlar ve çevresinde üçerden altı oda yer almaktadır. Son derece harap ve perişan durumdaki manastırda yalnızca yapı kalıntıları vardır. Manastır 1923 yılında terkedilmiştir.

Kuştul Manastırı: Maçka’nın Esiroğlu Beldesi Kuştul Köyü’nde bulunan manastır, vadiye hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur. Diğer manastırlar kadar önemli olmamakla birlikte gelen yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor.

Şolma Yaylası; merkeze 22 km. uzaklıkta çam ormanları ile çevrilmiş, soğuk suyu düz çimenleri ve çeşitli kokulu çiçekleri ile görülmeye değer bir yayla konumundadır.

Maçka ilçesinde turistik değerlere sahip görülmeye değer birçok yayla vardır. Bunlardan bazıları; Kiraz Yaylası, Lapazan Yaylası, Kulindağı Yaylası, Maura Yaylası ve Lişer Yaylalarıdır. Lişer Yaylası her yıl 7 Temmuz günü çevre yaylalar ve köylerden gelen insanlarla “Soğuksu Şenlikleri“ni kutlamaktadır.

 

 

Article Categories:
Yerler

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *