Edirne Hakkında Bilinmesi Gerekenler

4 days ago written by

Edirne tarihi bir kent olup tarih boyunca da önem ve değerini korumuştur. Edirne’nin ilkçağlarda Orta Asya’dan göç edip buraya yerleşen Traklar tarafından kurulduğu bilinmektedir. Sonradan Büyük İskender buraları Makedonya İmparatorluğu’nun uçsuz bucaksız sınırları içine katmıştır. Daha sonra Romalılar’ın hakim olduğu bu topraklar 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla Doğu Bizans’ın payına düşmüştür.

Roma İmparatorlarından II.Hadrianus tarafından yeniden kurulmuşcasına imar edilen kent, onun adına izafeten (Hadrianapolis) adıyla anılmıştır. 586 yılında Avar Türkleri burayı kuşatmışlar ancak alamadan geri dönmüşlerdir. Bulgar Türkleri ise 914 yılında kenti ele geçirmeyi başarmışlardır. Daha sonra tekrar Bizans’a geçen, 1050 ve 1078 yıllarında Peçenek Türkleri tarafından ikinci kez kuşatılan bu kent nihayet 1361 yılında I. Sultan Murat tarafından fetih edilerek, Osmanlı İmparatorluğu’nun baş şehri olmuş ve 1453 yılında İstanbul fethedilinceye kadar 92 yıl başkent olarak kalmıştır. Bu yıllar içinde de tarihinin en görkemli günlerini yaşamıştır.

Edirne, Osmanlı İmparatorluğu döneminde “Paşa Sancağı” adıyla Rumeli Beylerbeyine bağlı bir vilayetti. Beylerbeyliğinin merkezi ise Sofya’da bulunuyordu. Edirne, imparatorluğun üniversite şehri olarak tanınmaktaydı. XVII. Yüzyılda dünyanın en büyük birkaç şehrinden biri haline gelen kent, XVIII. Yüzyılda gerileme dönemine girdi. 1745 ve 1751 yıllarında çıkan iki büyük yangın Edirne’yi büyük oranda ortadan kaldırdı.
22 Ağustos 1829 yılında Rusların şehre girip birkaç ay kalmaları Edirne’nin uğradığı ilk işgal felaketi olmuştur.

Edirne, 20 Ocak 1887’de tekrar Rusların 13 ay, 26 Mart 1913’te Bulgarların dört ay, 1920’li yıllarda Yunanlıların iki yıllık işgallerine de sahne olmuştur. Bugün yurdumuzun karayoluyla Avrupa’ya açılan sınır kapılarına sahip Edirne şehri, 25 Kasım 1922 yılında düşman işgalinden kurtarılmıştır.

Edirne’de Gezilmesi Gereken Yerler

1- Selimiye Camii:
Tabii ki Edirne gezisi yapıp da, muhteşem Mimar Süleyman’ın ustalık eserini görmemek olmaz. Selimiye Camii, Osmanlı mimarisinin ulaştığı zirve noktası olmakla beraber, aynı zamanda İslam mimarisinin de en özel eserlerinden biri. 6 minaresiyle şehrin birçok noktasından görülen bu eseri hangi gerekçeyle olursa olsun mutlaka ziyaret edin.

2- Edirne Er Meydanı:
Meşhur yağlı güreşlerimiz Türkiye’nin aslında her yerinde düzenlenmekte. İşte o her yerde düzenlenen güreşlerin, “Şampiyonlar Ligi” de Edirne’de gerçekleşmekte bildiğiniz gibi. Kırkpınar er meydanı, Edirne’de görülmesi gereken yerlerden biri, üstelik etrafında da Adalet Kulesi gibi bir sürü tarihi eser barındırıyor.

3- Edirne Eski Camii ( Ulu Camii )
Ulu Camii adıyla da bilinen bu muazzam eser, bizim Edirne’de en beğendiğimiz yerlerden biri oldu. Hat sanatının grafitilerini görebileceğiniz camii bizce Selimiye Camii’nden daha önemli.Üstelik avlusundan Selimiye’yi de görüyor.

5- Saraçlar Caddesi:
Edirne’nin trafiğe kapalı bu eski caddesi, kentin en canlı yerlerinden. Edirne’de ne yenir sorusuna cevap verdiğimiz birçok mekanı da içinde barındıran cadde, aynı zamanda Edirne gece hayatının da önemli noktalarından. Kesin gezin, biraz vakit ayırın.

6- Edirne Büyük Sinagog:
Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın da sayılı büyük sinagoglarından birisi olan bu dini yapı, vakti zamanında cemaatsizlikten kapanmış olsa da günümüzde müze kalitesinde hizmet veriyor. 

7-Gökçetepe Tabiat Parkı :
Edirne’nin Keşan ilçesinde doğal kalmayı başarabilmiş, saklı cennetlerden biridir Gökçetepe Tabiat Parkı. Marmara ve Ege denizi arasında bir köprü oluşturan, dünyada kendi kendini temizleyebilen ve berraklığıyla görenleri kendine hayran bırakan Saros Körfezi’nin yegane incilerinden biridir aynı zamanda.

Uçsuz bucaksız koyları, binlerce m2 çam ormanlarıyla Gökçetepe Tabiat Parkı adeta bir doğa harikası olarak karşımıza çıkıyor. Yapılan araştırmalara göre, Gökçetepe Tabiat Parkı’nda bulunan havadaki gaz oranındaki uyum, astım başta olmak üzere pek çok alerjik hastalığa da şifa oluyormuş. Bu özelliğe ile Gökçetepe Tabiat Parkı’nın bir nevi oksijen deposu olduğunu söylemek çok da yanlış sayılmaz.

Son zamanlarda yapılan düzenlemelerle birlikte Gökçetepe Tabiat Parkı, adeta bir tatil cenneti haline geldi. Özellikle kamp alanları, restoranları, plajları ve organik gıda pazarı ile doğaseverlerin vazgeçilmez rotalarından biri oldu Gökçetepe Tabiat Parkı.

Tüm bunların yanı sıra Gökçetepe Tabiat Parkı dalış sporu meraklılarının da fazlasıyla ilgi gösterdiği bir bölge. Öyle ki, su altı güzellikleriyle ünlü Saros Körfezi’nde dalış keyfini ayrıcalıklı kılıyor Gökçetepe Tabiat Parkı.

Yamaç paraşütü, offroad ve izcilik gibi pek çok doğa sporu için elverişli bir yapıya sahip olan Gökçetepe Tabiat Parkı’nda hem huzura doyabilir, hem de birbirinden keyifli aktivitelere katılarak ruhunuza enerji depolayabilirsiniz.

8-Sarayiçi Balkan Savaşı Şehitliği :

Edirne’de bulunan Sarayiçi Balkan Savaşı Şehitliği, yıl içerisinde şehre gelen birçok turistin gezi noktalarından biridir.

1912-1913 Balkan Savaşı sırasında vatan topraklarını savunan 300 bin askerin anısına ve aynı zamanda 1913 senesinde Sarayiçi’nde aç ve susuz bırakılarak ölen 20 bin askerin anısı için inşa edilmiştir. 1939 yılında ise şehitliğe Balkan Şehitler Anıtı inşa edilmiştir. Edirne ziyaretinizde Sarayiçi Balkan Savaşı Şehitliği’ni gezmenizi öneririz.

9-Lozan Anıtı ve Müzesi :

Trakya Üniversitesi Rektörlük binasının bahçesinde bulunan Lozan Anıtı ve Müzesi, 1998 yılında ziyarete açılmıştır.

Yine Trakya Üniversitesi Rektörü Porf. Dr. Osman İnci’nin öncülüğünde yapılan anıt ve müzenin yapılış amacı Lozan’ın Edirne için önemini vurgulamaktadır. Lozan Anıtı ve Müzesi’ni ilk ziyaret ettiğiniz an ilk önce görkemli anıtı inceleyip, fotoğraf çekmenizi öneririz.

Anıt, üç sütunun ortasında yer alan bir kız figüründen oluşuyor. Sütunların biri uzunken diğerleri kısa tutulmuştur. Çünkü büyük sütun Türkiye’yi, küçük sütun Edirne’yi temsil eder. En küçük sütun ise Karaağaç’ın temsilcisidir. Sütunların arasındaki figür ise zarafet ve hukukun sembolüdür. Figürün bir elinde güvercin diğer elinde ise Lozan antlaşmasının belgesi bulunuyor.

Anıtı inceledikten sonra, anıtın yanında yer alan tek yapılı müzeye girebilirsiniz. Müze de anıtla birlikte aynı yıl ziyarete açılmıştır. Müzede; Lozan antlaşmasıyla ilgili belgelerin birer örnekleri, çeşitli tarih belgeleri ve o dönemlerdeki gazetelere ait yazılar yer alıyor. Aynı zamanda Atatürk ve İsmet İnönü’nün fotoğrafları da müzenin sergilenen parçaları arasında.

10-Ergene Köprüsü :

Dünyanın en uzun köprülerinden biri olan Ergene Köprüsü, 1392 metrelik uzunluğuyla ve sağlamlığıyla aktif olarak hala kullanılmakta.

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinin ismini oluşturan Ergene Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet’in babası Sultan II. Murat tarafından inşa ettirilmiştir. Mimari ise Muslihiddin Efendi’dir. Ergene Köprüsü’nün yapımına 1427 yılında başlanmış olup, 1443 yılında inşası tamamlanmıştır.

Ergene Nehri’nin üzerinde uzanan köprü günümüzde yerli turistler kadar yabancı turistlerin de ilgi odağı olmuş durumda.

11-Saatli Medrese :

Edirne’nin simgelerinden biri olan Saatli Medrese, Osmanoğulları tarafından yapılan ilk medreselerden biridir. 1437-1447 yılları arasında II. Murat’ın isteği üzerine inşa edilmiştir.

Medresenin avluları açık olup tek katlı bir yapıya sahiptir. Özellikle güney duvarında kesme taş kullanıldığı göze çarpmakta olup, kuzey bölümü hariç üç cephesi ile dışarı bağlanır. Saatli Medrese’nin hemen yanında Üç Şerefeli Camii ve Peykler Medresesi bulunuyor. Bu nedenle Edirne gezinizde Saatli Medrese’yi ziyaret ederseniz eğer, aynı zamanda birkaç tarihi yapı daha görme şansınız olur.

Medrese uzun yıllar harap bir durumda kalmış olsa da son zamanlarda restorasyon çalışmalarıyla yenilenmektedir.

12-Meriç Nehri :
Birçok alanı kapsayan Meriç Nehri, Balkanlar’ın en büyük nehirlerinden biridir. Türkiye sınırlarından da geçen nehrin doğduğu yer Bulgaristan’dır.

Bulgaristan’dan doğup, Edirne’ye girip, ardından Ege Denizi’ne ulaşmaktadır. Toplamda 490 kilometre uzunluğunda olup; Arda, Ergene ve Tunca başlıca beslendiği akarsu yataklarıdır.

Özellikle bahar aylarında çiçeklerin sardığı nehir, renklere bürünüyor. Üstelik akşam vakitlerinde güneşin batış anının mükemmel göründüğü Meriç Nehri’ne buranın yerlileri akın etmektedir. Siz de bu güzelliğe şahit olmak istemez misiniz? Burada piknik yapıp harika saatler geçirirken ardından güneşin batışını izleyip, muhteşem bir görüntüyle gününüze son verebilirsiniz. Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Hayatınızdaki özel insanlarla özel bir gün geçirebilirsiniz.

13-Ainos Antik Kenti

Edirne’nin Enez ilçesinde bulunan Ainos Antik Kenti, köklü bir tarihe sahip olup, kazıldığı her noktada önemli kalıntılar çıkartılan tarihi yerdir.

Türkiye’nin en batısında bulunmakla birlikte, antik çağdaki yazarların kaynaklarında adı geçmektedir. Enez Antik Kenti olarak da bilinmektedir.

Bunun yanı sıra 1971 yılında yapılan kazılarda zengin bir tarihi kalıntının çıkarılmasına devam edilmiştir ve ilgi çekici mozaiklerle süslenmiş kilise ve Aiol sütun başlığı antik kentin önemli yapıtları ve kalıntıları arasındadır. Burada bulunan bir mağarada Mitolojide kırın ve çobanların tanrısı olan Pan’ın ve dans eden su perilerinin tasvir edildiği kabartma şu anda Edirne Müzesi’nde sergilenmektedir. İşte en batıda yer alan bu zengin tarihi kalıntıları, yakından görmek ve incelemek isteyenlere muhteşem bir gezi alanı.

Article Categories:
Yerler

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *